insanlık vakfı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
insanlık vakfı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7.10.09

Benjamin Franklin göbekten sesleniyor.


Hangi Manada: Canım benim.

6.10.09

Bizimkinin camı yok, kapısı yok... yazısı çok




Hangi Manada: İş Bankası'ndan neyi eksik?

18.9.09

Cem Garipoğlu'nun ifadesi

‘İki duble votka içtim’
Evde kimse yoktu. Daha önceki girişlerimizde hiç havuz kapısından geçmediği için Münevver’in görmesi için bu kapıdan geçmek istedim. Anahtar olmadığı için Münevver kapıda kaldı. Ben ön kapıdan girerek onu içeri aldım. Oturma odasında oturduk, sohbet ettik, öpüştük. İleriye gitmeden seviştik. 30 veya 45 dakika sonra aparatifleri yedik. Bu arada iki duble votka içtim. Mutfakta da bir duble içtim. Münevver için su aldığım sırada masa üzerinde duran Münevver’in cep telefonunu alarak karıştırmaya başladım. Bir mesaj geldi. Mesaj kısmında, ‘sevgilim, canım’ gibi şu an tam detayını hatırlamadığım birkaç mesaj olduğunu gördüm. Mesajların kimler tarafından gönderildiğini sorduğumda beni geçiştirmek istedi.
Teğmen olduğunu bilmiyordum. O sırada tartışmaya başladık. İtiş kakış olduktan sonra ne yaptığımı hatırlamıyorum. Bıçağı ben kullanmış olabilirim. O anki içimdeki tek duygu kızı yok etmekti.

‘Bavula sığmadı’
Bana, ‘bunlar boş şeyler ben seni seviyorum’ dedi. Ancak ben onu sevdiğim için çok öfkelendim, tartışmaya başladık. Tartışma itişmeye kadar gitti. Cinnet getirdim. Mutfaktaki meyve bıçağını alıp karnına vurdum. Daha sonra iki darbe daha vurduğumu hatırlıyorum. Neresine olduğunu hatırlamıyorum. Münevver yere düşüp kımıldamadığı için öldüğünü düşündüm. Hatta öldüğüne emin oldum. Panik yaptım. Bodruma inerek bir bavul alıp geldim. Onu bavula koymaya çalıştım ancak sığmadı. Bunun üzerin ellerimi yıkadım, kan lekelerini su ile sildim. Bahçe kapısından çıkarak yaya olarak eve 5-10 metre mesafedeki nalbura gittim.

Nalburdan testere aldım
Testere satın alıp koşarak eve geldim. Bahçe kapısından girip Münevver’in kafasını testereyle kestim. Nasıl yaptığımı hatırlamıyorum. Münevver’in kafasını gitar kabına, vücudunu da bavula yerleştirdim. Her taraftaki kanı da evdeki kirli çamaşır sepetinde bulunan babamın gömleğiyle sildim. Çağırdığım korsan taksiye, taksicinin yardımıyla cesedi koydum. Kafasını poşete koyduğum için herhangi kan sızması olmadı. Neden gittim bilmiyorum, ancak Etiler’e gitmek istedim. Şoför yine yardımcı oldu bavulları indirdi. Bavul tekerlekli olduğu için 50 metre ötedeki konteynerin yanına geldim. Etrafta kimse yoktu. Gitar kutusunu ve bavulu çöpe attım. Tahminen saat 19.00 sıralarıydı. Yine olayda kullandığım testereyi gazeteye sarıp Bahçeşehir’deki evin gardırobuna sakladım. Kanı sildiğim eşyaları tekrar poşete koyup dolaba yerleştirdim.

‘Ben bu kızı öldürdüm’
Daha sonra gittiğim Ak Merkez’de abimin arkadaşı Eren Atlı ile karşılaştım. Bir süre sonra da otobüsle Taksim’e gittim.
Tekrar otobüsle Bahçeşehir’e dönerken annem arayarak kanı sordu. Eve dönmek üzere olduğumu söyledim. Evde annem ne olduğunu sorunca, ben de ‘kustuğumu’ söyledim. Saat 22.00 sıralarında babam eve geldi. Annem, babama ‘bir şeylerden şüpheleniyorum. Onunla bir konuş’ dedi. Babamla erkek erkeğe konuşmak istediğimi söyledim. Babamın arabasına binerek Bahçeşehir’deki bir kafeye bırakmasını istedim. Babama yolda, kızı yaraladığımı söyleyince, o da ailesini aramamı durumunu sormamı istedi. Kafeye geldiğimizde babama ‘ben bu kızı öldürdüm’ dedim. Babam arabasıyla geri döndü. Nereye gittiğini bilmiyorum. Benim için çare aradığını düşündüm. Ancak aradan ne kadar zaman geçti hatırlamıyorum, bir adam kafeye gelerek, ‘Cem’ diye seslenip işaret yaptı. Ben de ‘babamın adamlarından birisi’ olduğunu düşünüp yanına gittim. Bana, ‘atla arabaya’ dedi. Arabasına bindim. Üzerimi örtecek bir şey vererek bunu ört dedi. Yaklaşık 6-7 saat yol gittik.

‘Keşke bana olsaydı!’
Örtüyü kaldırmak istediğimde adam engel oldu. Bir eve geldik, ancak müstakil bir ev mi olduğunu göremedim. Evde 6 ay kaldım. Arada bir bana yiyecek getirilirdi. İnternet yoktu, sadece televizyon izledim. Pişmanım. Keşke bu olay ona değil bana olsaydı.

O bir çekeceğine ben yüz bin çekseydim.

17.9.09

Cem



4.8.09

İnteraktif yancı aranıyor


Aranan nitelikler;
İlan sahibinin her türlü çıkarı için gözünü kırpmadan 'like' butonuna basabilen,
İlan sahibinin fütursuzca yayılabilmesi için dakikada en az 5 'comment' yazabilen,
İnteraktif yancı çevresinde tanınan, belirli bir yancılık mertebesine erişebilmiş,
Amiyane tabirle şak şakçı kıvamına gelmiş,
Büyüyünce dijital reklamcı olacak, kısmetse interaktif pazarlama yapacak,
Tercihen cahil lakin avatarıyla prezentıbıl interaktif yancılar aranmaktadır.

Verilecek ücret yüklüdür.

Şirket/Şahıs adı gizli tutulmaktadır.

2.7.09

Kem Gari Poglu

Hürriyet Video'larını izlemek için Flash 7 veya daha yüksek eklenti yüklenmeniz gerekmektedir. Yüklemek için tıklayınız!!!


Eski Manalama: hmm

16.6.09

Sağlığı bozulunca götü tutuşanlar


Ha onlardanım ben. Aha bak tutuştu.
Şimdiiii birine söz veriyorum;

* Söz veriyorum, düzenli olarak dişçiye gidicem! (Hatta diş müptelası olup, muhteşem dişlere kavuşmak için maaşımın tümünü yatırıcam!)
* Söz veriyorum, artık insan gibi içki içicem! (İki hafta rahat dursam, insani miktarlarla keyfimi çakır edebilicem zaten)
* Söz veriyorum, yemek yicem! (Çok yemek yiyorum tamam. Ama yemedi mi hiç yemiyorum. Bi ben bilirim onu... Daha çok ve sağlıklı yemem lazım)
* Söz veriyorum, vajinacıya gideceğim! (Bi' de oradan patlamayalım aman hiç çekilmez!)
* Söz veriyorum, check-up da yaptırıcam! (Yaptırıcam anasını satim. Bu yaz hastanede takılacam / Üstelik iyi anlamda!)
* Söz veriyorum, benlerime baktırıcam! (Ben evrenine yolculuk. Her gün yeni biri çıkıyo, eski biri gidiyo. Neler oluyo anlamıyorum)
* Söz veriyorum, kan tahlili yaptıracağım! (Dokunsan çürürüm ben. Her yanımda minik morluklar vardır. Bu sebeple özel bir kan testi de yaptıracağım!)
* Söz veriyorum, karaciğer fonksiyon testi yaptıracağım. (Her sene yaptırmam gerekiyor benim. Öyle gerekiyormuş...)
* Söz veriyorum, mamografi çektireceğim! (Meme bu, şakaya gelmez. Her kadına lazım.)

Hangi Manada: It starts in parks diyo. Aklıma Tüyap'ın kırık fayanslı, bebe düşüğü, martı mavisi, derin alaturkası geliyor; hijyenik bir sağlık ünitesi olarak...

Cinnet getirmekle geçirmek arası


Bu cinayetler, kıskançlık krizleri, kavgalar, darp olayları, merdivenlerden yuvarlamalar, bi' sürü şey. Toplumsal cinnet, işsizlik felan değil de. Bence herkesin birbirine çok ihtiyacı var. Ondan oluyor bütün bunlar. Bi' de konuşmuyor kimse birbiriyle. Sonra istedikleri olmadı mı kızıyorlar. Ben de yapıyorum, sen de yapıyorsun bunu. Bizim aklımızda bile ne tilkiler dolaşıyor. Kan davamız, töre cinayetimiz yok ama, "kinler" sahibi olduk aferim hepimize. Geldikleri gibi gitsinler.

Hangi Manada: Valla sağlık önemli şey. Paso sağlığa içerim ben. Mesela şu an Mehmet Turgut Efendi'nin yukarıdaki fotosundaki gibi, öldürücü şiddette dişim ağrıyor. Sağlığım da gittiği gibi geri gelsin. Şükürler olsun ki sabırlı biriyim. İnançlıyım, inatçıyım, yapıcıyım, otogazım.

Hizmet:
Cinnet geçirmek: Delirmek
Cinnet getirmek: Bir anlığına delirmek

İki kullanımı da var. Atla deve değil yani
.

10.6.09

Fransızca öğürüyorum


Görüşürüz kısmetse: Abiento
Oooh saatte geç olmuş: On va a kelör
Şunu istiyorum: Jö vö sa
Sen önce paradan haber ver: Sakut kombien
Nice beni bekler: Jö vö ale a Nice
Hesap lütfen: Silvuple lökont
İş güç?: Vu fet kel travay
Nerdensin koçum?: Vuzet dö kel pei?
Eczane: U ela farmasi
Anlamıyorum üstüme gelme: Jö vö komprampa
Bilmiyorum sorup durma: Jö vö sepa
İngilizce ol bana: Tü parl angle

Fransız dilinde yazdığım ilk ve çok başarılı şiir:

Vuzet dö kel pei
U ela farmasi
Sakut kombien
Jö vö komprampa
* * *
Vu fet kel travay
On va a kelör
Tü parle angle
Jö vö komprampa

Jekri: Fransızca da benim için bitmiştir.

28.5.09

Yapabildiğim garip şeyler


- Parmaklarımı ilk boğumlarından kırabiliyorum.
- Türkçeyi anlama yeteneğimi isteyerek yok edebiliyorum.
(Tv izlerken yapıyorum genelde, bilmediğim bir dilde konuşuyor herkes – Fince gibi oluyor)
- El bileğimin ortasından düğme gibi bi’ şey çıkartabiliyorum. Basınca içine kaçıyor.
- Ağzımla tıpa açma sesi yapabiliyorum. (Bunu Heper de yapıyor)
- Ayak bileğimi enseme değdirebiliyorum. (acil çıkışlar: rabbitsreviews.com)
- Tek gözümü kaydırabiliyorum.
- İsteyince geğiremiyorum.
- Sol gözümü kapayamıyorum.

Hangi Manada: Pek bi' numara yok yani.

20.5.09

Tamamen unuttum (Hatırlayamıyorum)


Şarkı isimlerinde böyle bir moda var di mi. İsmi tamamlayan parantezden cümleler.
Affet (Nefret ettim senden)
N'olur (Yalnız kalamıyorum)
Yeniden (Her şeye rağmen)

Eski evimin Digiturk borcunu hiç ödemedim. Dekoderi de geri götürmedim bagajda duruyor.
Terzide 3 tane pantolonum var, 1 senedir gitmedim.
Bi' websitesi yaptırdım, parasını ödemedim.
Okul kaydını tazelemeyi hep unutuyorum 2 kere atıldım, akıllanmadım. (Atık durumdayım)
Hiç giymediği, paketinde poşetinde 10 kıyafet çıkabilir dolabımdan.
Babaannem TED kartını istiyor, isteyedursun.
Bi' çocuk var staj istiyor, daha çok ister.
İlan vermem gerekiyor bi' şey için, şimdi şimdi aklıma geldi.
Murat'a mektup yazmıştım, adam askerden döndü.
Kuzene yılbaşı hediyesi almıştım, 2 sene geçti.

Hangi Manada: Unutma (Sabah olunca)

Tülbent Şiiri

Atsalar beni çöplere
paso vursalar
yanlarım ağrısa
tülbentlere ütü bassam

19.5.09

Korktuğum 'neredeyse' imkansız şeyler


YATAK ODASI CAMINDAN İÇERİ BAKAN UZAYLI
Bildiğin uzaylı. Koca gözlü koca kafalı, hafif kısa boylu, zayıf göbekli ve gri. Kafayı uzatmış yandan yandan bakıyor.

BİR HAYALETİN BANA AÇILMAK İSTEMESİ
İşi bitmeyen ve dünyada dolaşan hayaletler... Ah ah. İyi hikaye ha. Ama ben istemem. Çok da korkarım. Bunca insan içinde beni seçti, bana güvendi diye bi' havalara girmem. Hiç istemem! Böyle bi' şey hissedecek olursam, hissetmiyormuş gibi yaparım. Telefonla, bir televizyon programına katılırım. Başka şeylerden bahsederim.

BAKTERİLERİ GÖREBİLMEK
Aman! Lamda iyi ama her an görebildiğini düşünsene. Kımıl kımıl. Canıma kıyabilirim.

ARABANIN ÖN CANIMDAN GİREN MOTORSİKLET
Gerçi bu geçirdiğim büyük trafik kazalarının ardından doğan bir korku, ama var işte... Sen trafikte sakin sakin gidersin, birden kocaman bir motorsiklet ön camdan içeri girer. Nereden geldiğini bile görememişsindir, bilincin anında kaybolur gider.

REENKARNASYON
Her türlüsü kötü olurdu. İster aslan olarak geri gel, ister tenya. Hele ki sürekli insan olarak gelip gidiyorsak daha da fena. Saf saf gelip gidiyoruz... Patetik bir durum. Umarım böyle bi' şey yoktur. Varsa da bilmek istemem. İspat etmeye kalkan olursa, kafa atıp kaçarım. (Ki yoktur zaten)

TÜRKİYE'NİN ŞERİATLA YÖNETİLMESİ
Şaka şaka. Duyar yazıları aşar beni. Ben anlamam öyle şeylerden. Olmuyor, yakışmıyor. Farkındayım.

32 DİŞİMİN DE DÖKÜLMESİ VE BUNUN PAZAR GÜNÜNE DENK GELMESİ
Çok saçma lan. Ama böyle bi' şeyden korkarım çocukluğumdan beri. Eskiden dişlerimi sıkarak uyurdum, dişlerim sızlardı. Hepsi dökülmek üzereymiş gibi hissederdim. Sonra avuturdum kendimi -uykuda-, yarın nasıl olsa hafta içi, bi' dişçi bulurum diye.

GÖRÜNMEZ OLMAK
Ne gerek var canım. Pek havalı bi' şeymiş gibi aksettirilir senelerdir. Görünmez adamı ciddiye almam ki ben. Aynı ortamda bulunsam siktir git derim, muhattap olmam. Aynı şeyin başıma gelmesini istemem, korkarım.

KUŞLARIN KONUŞMASI
Kuşları zaten pek sevmem. Ne seslerinin, ne de sirke kokan koltukaltlarının hastasıyım. Uçuyorlar diye de hayran olmam bunlara. Bi' baykuşları severim o da artistik diye. Konuşacaksa o konuşsun.

Hangi Manada: Korkak bir tip değilimdir. Hatta gözü kara olduğum dahi söylenebilir. Yukarıdakiler de çok enteresan değil. Ama gün içinde en az biri mutlaka aklıma gelir. Korkarım.

14.5.09

Hayvansın


Bizim memleketimizde öyle çılgınca bir hayvan giysisi alışverişi olduğunu zannetmiyorum. 10 Kişilik Türk sosyetesinin gözde isimleri de hayvanları koruma modasına takılmış gidiyorlardır, iyi bari. Geriye 5 kişilik içi geçmiş botokslu buruşuksuz sosyete üyelerinin üzerlerine geçirdiği bir takım tavşan, bir takım tilki kalıyordur.

Tavuk çiftlikleri, mezbahalar ya da bizim Çomar, Bıngıldak ve diğerleri... İçimi acıtan mevzular. En azından şu an müdahale etmeye gücümün yetmediği unutulmuş sıkıntılar.

Bari Çomar ve Bıngıldak gibileri... Uzaktan akrabaları barınaklarda açlıktan birbirlerini kesiyor, kimilerinin tek uzvu yok, yerlerde kıvranıyorlar. Üstelik müthiş fırsat! Senin benim gibi hala hayattalar!

www.sokakhayvanlari.com
www.evsizhayvanlar.org
www.dhkd.org
www.dohayko.org/


Hangi Manada: Herkes yoğun, herkes hızlı. Ama hayvanları azıcık seviyorsan, belki hayatının nispeten ferah bir döneminde birinin patisine uzanabilirsin.

Yersiz Mana: Vejeteryan değilim.

11.5.09

AKTİF OL, YAY!


YETTİ!
Adama sen kimsin,
sen ne biçim mahkeme, ne biçim kanun, ne biçim hukuksun diye sorarlar!
Sormalıyız. Muhattapları da karşımıza almalı, karşısında durmalıyız.
Yoksa orada burada sansür yemeye devam edeceğiz.

Sansüre Sansür lokomotifi çalışmalarına tam gaz devam ediyor.
Yay! Hareketi başladı.

Öğrenin, farkına varın:
sansuresansur.org/yay-hareketi

Hangi Manada: Aktif olun!

9.5.09

Bu çeneyle nereye kadar?


Morten Harket'ten bahsedince içimde bir şeyler kıpraştı. Sinsi bi' histi bu. Pat pat derinlerden vuruyordu. Duygusaldı, cinseldi, kuvvetliydi. Sonra aklıma geldi,
-ÇENE GERÇEĞİ-
Eskiden çene dedi mi akan sular dururdu. Kendime uygun bir çene gördü mü çenemden sular akardı. Demirel için şapka neyse benim için çene oydu. Sırf çene güzel diye olmadık ilişkilere giriyordum. Çenesi az köşeli ya, oluyordu. Algılarım saçılmıştı. 100 metre öteden çene tahlili yapabiliyordum. 300 metrekare içerisindeki çeneler benden sorulurdu. Kadın çeneleriyle ilgilenmiyordum. Güzel olsa bile şöyle bir bakıp geçiyordum. İşim gücüm erkek çeneleriyleydi. Genci yaşlısı farketmiyordu. Mesela dedemin çenesinin baya başarılı olduğunu hissettiğimde, korkmuştum. Acaba yavaş yavaş ucuz bir sapkın mı oluyordum. Nihayet hayatımın çenesiyle tanıştım. Seneler sürdü. Her an karşımdaydı, benimdi. Durumumu o da biliyordu haliyle. Üstelik çene gördü mü çene mi de tutamıyordum. Çene yüzünden çıkan kavgalar artmaya başlamıştı. Ne yazık ki diğer çenelerden kıskanıyordu beni. Hayatımın çenesi sensin diyordum, yok, anlamıyordu. Başka bir çeneye bakacak olsam hemen kavga çıkarıyordu. Hatta cezalandırıyordu beni, günlerce elletmiyordu.
Sonra sonra unuttum ben çeneyi.

Hangi Mânâda: Böylesine bir tutkuydu benimkisi, hâlâ tedavülde mi?

Freud'un mânâlaması: "Senin ağzın büyük maşallah lâkin çenen küçük. Rahatsızlığın ondan."

Fotoğrafa mânâ: En sevdiğim çenelerden Kevin Grivois. Bir zamanlar çenesi sayesinde baya bi' meşhur olmuştu. Aaaa evet biliyordum, diyeceksiniz.

7.5.09

Ata'm ben sansür oldum


Soru: "Evrendeki düzen hiçbir şeyin rastlantı sonucu ortaya çıkmadığını göstermektedir. Evrendeki varlıkların kendi kendilerini var etme güçleri yoktur."
Bu bilgilerin ikisini de iyi değerlendiren kimse aşağıdakilerden hangisine ulaşır?

A) Varlıklardaki düzen onların kendilerini var ettiklerini gösterir.
B) Evrenin varlığının bir başlangıcı yoktur.
C) Evrendeki varlıklar rastlantı sonucu ortaya çıkmıştır.
D) Evren bir yaratıcı tarafından planlı bir biçimde yaratılmıştır.

Hangi Manada: Bir Türkiye Cumhuriyeti lisesinde, sınav sorusu... Sadece Daily Motion ya da benzerlerine değil, insanoğullarının gelişimine sinsi sansür uygulamaları da oldukça popüler, oldukça revaçta. Ne mutlu...

3.5.09

Sapan, misket ve limon


Hangi Manada: 1 Mayıs 2009

29.4.09

Terbiyeli Genç Aslanlar

Üzerinden 2 gün bile geçmeden Young Lions sonuçları hararetle tartışılmaya başlandı. Birer yarışmacı olarak, dereceye giren işleri biz de tartıştık ve eleştirdik. Hatta müsabaka sırasında gözümüze değen ekranları dahi fiskos fiskos ettik. Ha, bu bi’ ayıpsa, siz hayatınız boyunca hiçbir şeyi eleştirmeyin emi.

Tebrikler, kutlamalar, sorular ve eleştiriler eşliğinde sosyalleştik yorum kutucuklarında. Pek modern, pek yapıcı, pek de mutluluk verici. Ancak rastladığım bir yorum, hakiki biçimde damarıma bastı. Ve emin olun ki; tazesi olduğum ve çok sevdiğim mesleğim sebebiyle bu kadar yorgun bu kadar stresli olmasam, ben de gecenin köründe tek tuşuna basmazdım şu kahve lekeli klavyenin.

Kimin, nasıl çalıştığını bilmem ama ben ve ait olduğum ekip, hangi şartlar altında çalışıyor olursa olsun iş ahlakına ters düşecek hiçbir davranışta bulunmamıştır, bulunamaz. Young Lions müsabakası, zaman ‘kısıtlaması’ sebebiyle kimilerine zorlu gelebilir ama ekibim için vız gelir tırıs geçer, bu kadar da net söylüyorum. Ama tabii, o kadar da kolay olmadı. Cannes’da yarışmaya hak kazandığımız işe bakacak olursanız duygusal ve teknik aksaklıklardan dolayı başımıza gelmeyen felaketin kalmadığını açıkça görebilirsiniz. Banner’ı bağladığımız random açılış sayfasını geçince multi in-brief konsept tasarımını bulacaksınız. Dikkatinizi dağıtmadan sol alt köşeye bakınca belki de bugüne kadar değerlendirmeye alınmış hiçbir işte olmayan çok önemli bir yerde bulacaksınız kendinizi. İşte orada, meslektaşlarımızın önüne geçebilmemizdeki en önemli faktörlerden biri olan, sosyal medya kullanımıyla karşılaşacaksınız.

Gmail’dan babamı da indirsem, diğer ekiplerin hiçbiri işin açılımlarını ve işlevselliğini düşünmediği ve bunları yapmadığı aşikar. Ama bence siz de bunu yapmayın.


Bir daha da Young Lions’a gelmem.

Yersen


Hangi Manada: Bu metin doğam gereği ‘+18’ standartlarına uygun biçimde yazılabilirdi lakin yazmadım. Beğenen olur, beğenmeyen olur ancak kıçımdaki terle çıkardığım işe hiçbir babayiğit yolsuzluk yağı süremez. Bu da böyle bilinedursun.

16.4.09

Çocuklar için Rus ruleti


Kaba Kick çocuklar için tasarlanmış muhteşem bir Rus ruleti oyunu. Üstelik oynaması da çok kolay!
Çocukların yapması gereken tek şey, tabancayı kafaya dayamak ve tetiği çekmek.

*** Tabanca ateş almazsa oyuncu kazanır, sıra rakibe geçer.

*** Tabanca ateş alır ve pembe hipopotamus şeklindeki kurşunlar kafaya isabet ederse oyuncu kaybeder.

Bu böyle sürer durur saatlerce. Pembe hipopotamuslar uçuşur havada.

Hangi Manada: Sence hangi manada?