reklam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
reklam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27.4.09

Young Lions 2009'U ALDIK!


Efendim,
ben deniz İrem Erman ve Deniz Yükselci olarak, 2009 Young Lions'ı kazanmış bulunuyoruz. Birinci olduğumuz Cyber kategorisinde Türkiye'yi temsil etmek üzere Haziran ayında Cannes'da yarışacağız.

Cannes'da da kazanmak istiyoruz. Daha iyi olup kazanacağız.


Konsept yaratıp, teaser banner ve websitesi yaptık. Hedef kitlemiz orta yaş üzeri entellektüel Avrupalılardı.
Yaptığımız işin dummy'si budur. Tıklayarak kurcalayın, çalışan 1-2 sayfamız var.

Hangi Manada: "Biz çalışmak ve içmekten başka pek bi' şey yapmayız." beyanıyla başlayan upuzun bir yarışma macerası yazmıştım. Ama sildim. Neticede kendimi tebrik ederim.

15.4.09

Eski Sevgilimin Fotoğrafını Yükledim


Sprite'ın acımasız gerçekleri...
'Truth' kampanyasını, hep sevdim. Türkiye'deki uyarlamalarını da sevdim. Şimdi acimasizgercekler.com'u da sevdim. Accık BombayTv, accık birşeyler daha... Sonuç iyi. Arkadaşlarıma yollayasım geldi o derece.

Hangi Manada: Yine abartıyor muyum ne.

6.4.09

Salaaak Türk Telekom Salaak


Türk Telekom'daki hiç kimse; Turkcell’in logosunun neredeyse replikasını kullandıklarının farkında değil mi yahu? Üstelik bunlarda yat kalk Turkcell takıntısı yok muydu? Sizin yaptığınız da iş mi şimdi.
Lan!
Acaba Turkcell'in çoluklu çocuklu selocan ekmeğini mi yemeğe çalışıyorlar. Körpecik çocukları "aha bak al sana iki sarı kukuleta" diye mi kandıracaklaraaabooovvv. Vay başımıza gelenler abooovvvv.

Hangi Manada: Beta aşamasındaki ttcocuk.com'dan bahsediyorum... Tam bebek kafası. Cicili bicili. Ben sevdim ama çocuklar sever mi bilmiyorum. 20 sene önce bize kakaladıkları 2 plastik bardak 1 ip, oldu mu sana telefon oyunlarıyla pek bir yere varamazlar. Çocuklar annegillerinin iPhone'larıyla multiplayer oyun oynuyorlar.

Sana diyorum komşuuu!

18.2.09

Kahveniz kaç rekat olsun?


Eski iş yaşantıma dönüşümün ikinci günüde Starbucks’la münasebette bulundum ya, rahatladım oh. Ağızda pabuç kadar sakız, eller ceplerde, baya havalı girdim kapıdan.. Karamelmakiatotol duası üzerine üç kere İreeeaAam diyerekten sevaba girdim. Minberde kahve beklerken -elim yanmasın kartonları-na uzanarak, sünneti ihmal etmedim. Minberde yalnız değildim üstelik. Üstelik onlar da iman sahibiydiler. Abdest kaçar diye göz göze gelmedim hiçbiriyle. O denli müminlik benimkisi.

Hangi Manada: Şimdi, aman da Starbucks, aman da pahalı, aman gel de bizim eve aç demeyeceğim. Starbucks çalışan güruh için bir kaçış biçimidir. Starbucks, kendimi ödüllendiriyorum silsilesi, parasını verdim hepsini içecem kahvesicisidir. Ciddi bi’ şey konuşuyoruz, yeni elemanla tanışıyoruz, işi asıyoruz, küçük bir meseleyi çözüp hemen gelicez köşesidir. Global bir şirkette çalışıyorum, sit-com hayatı yaşıyorum, kombili hayatımı unuttum tesellisidir. Starbucks, elim yanmasın kartonu ve göççük delikli plastik bardak kapaklarıyla 15 dakikalık inanç biçimidir. Herkesin içinde bir Starbucks vardır.
Mutlaka vardır.

Görsel Manada: Yukarıdakini seneler önce İstanbulPlus için çizmeye çalışmıştım. Rüyama giren Starbucks kadınının hemen ardından.

8.1.09

Hatalı Domino's Reklam Filmi!


Sanırım go tahtasıyla karşılaştığım ilk reklam filmi bu. Başrolde Rick Rosner var, dünyanın en zeki adamı. Hedef, doğrudan Subway. Söylemleri '2 to 1'. Yani Subway ve benzerlerine 1000 basarız diyorlar. Domino's logosundaki dominonun rakamlarının 2 ve 1 olması da pek janti olmuş.

ANCAK!

Hangi Manada: Rick Rosner'ın IQ'su 200, rakibi olan küçük çocuğunsa sadece 100... Filmin 10'uncu saniyesinde Rick Rosner, go taşını bakkal amca gibi tutarak hamlesini yapıyor, ancak taşın rengi gözükmüyor. Hemen ardından küçük çocuk hamlesini yapıyor. AHA! Beyaz taşlar çocukta! Oysa, go'da beyaz taşları alan taraf kuvvetlidir. Oyun başında siyah taşları zayıf oyuncu alır ve oyunu açar.

Yani: Rick Rosner 200IQ'su ile tüyü bitmemiş yetimi kandırmış, onun 100IQ olduğunu bile bile beyaz taşları zayıf rakibe kakalamıştır. Siyah taşları da kendine alarak oyunda 1 taş öne geçme avantajını sinsi sinsi elde etmiştir.

Peki: Domino's Pizza'nın bu kalburüstü reklam filmi hatalıdır. Tespitse tespit.

Markayı Döv Koluna!


Yukarıdaki fotoğraf sevgili dostum Gökhan Kabaoğlu'na ait... Koluna dağlanmış Citroen logosu, patlayan Airbag'den kalan iz.
Gökhan mevzuyu araştırmış. Şanslıyım, dedi. Alnında Peugeot aslanı çıkan kazazedeler de varmış...

Hangi Manada: Yavaş kullan Gökhan!

5.9.08

Türk'ün Dominosla İmtihanı


Dominos’un stratejisini herkes bilir. 30 dakika içerisinde gelmeyen pizzalar, Dominos müessesinin ikramıdır. Zaman zaman Dominos tüketirim. Hakikaten de 30 dakikayı geçirdikleri olmamıştır.

Cumartesi gecesi, ‘delikanlı’ bi’ arkadaşla film izliyorduk. Karnımız acıkınca yemeksepeti.com’dan Dominos pizza söyledik. Talih kuşu bizim de başımıza kondu ve lezzet 45 dakika sonra kapımıza gelebildi.

"Tam 45 dakika oldu, para bekleme bizden!" dedik.

Dominos çocuk “Restorana haber verin” dedi.

Biz de restoranı arayıp haber verdik. Nihayetinde Dominos çocuğu uğurladık ve bedavaya gelen pizzaları yemeye başladık. Ama yok! Pizzalar delikanlı dostumun boğazından geçmiyor. Tutturdu da tutturdu. Tutamadım kaptı telefonu, restoranı aradı.

“Abi’cim. Valla ben helal süt emmiş adamım, kimsenin hakkını yemek istemem. Yiyemiyorum pizzaları, yutkunam›yorum, aha bak boğazımda kaldı. İyisi mi sen çocuğu geri gönder. Ben parasını vereceğim bunların”

Ben şaşkınlıkla izliyorum ve Dominos’un bu uygulamasının caiz olup olmadığını düşünüyorum.

Derkeeen ne oldu!

Telefondaki Dominos adamı müthiş bi’ heyecanla “Hemmmen” dedi. “Hemen yolluyorum çocuğu!”

Yahu n’oldu da oldu! Sen 30 dakika diye bas bas bağırıyorsun. 45 dakika sonra geliyorsun. Para vermeyince mırın kırın yapıyorsun. Müşteri dangalak çıkıyor, para vereceğim diyor. Sen de çocuğu yollayıp parayı alıyorsun. Haydi buyrun.

Olan bitene mi gülsem, Domions’un haline mi ağlasam bilemedim. Dominos çocuk parayı almak için geri geldiğinde ağzımın kenarından mozerella sarkıyordu. Pek de oralı olmadım.

11.8.08

Kocam ve papağanı


TBWA Polonya
Unimil prezervatifleri için hazırlanan ilanlardan biri. 'Intense' seçeneği için Binbir gece masalları, 'contact' için Romeo&Juliet, 'extra pleasure' için Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler konsepti tercih edilmiş. Oldukça oturaklı.

22.6.08

Oynar Başlık

17.6.08

ÖSS 2008 Sosyal Bilimler 2 Testi 24'üncü soru



İtalya’da kozmetik ürünlerini satmak isteyen bir Amerikan şirketi, ürünlerin reklamında elinde çiçek tutan bayan modeller kullanmış ama bekledikleri ilgiyi görememiştir. İtalyanların, çiçeği geleneksel olarak cenazelerde kullanıyor olmaları kozmetik ürünlerine ilgisiz kalmalarına yol açmıştır.

Bu parçadaki olayda, şirketin amacına ulaşamaması aşağıdakilerden hangisine bağlanabilir?

A) Ürünün üretildiği ülkenin dışında pazarlanmaya çalışılmasına
B) Hitap edilen tüketici kitlesinin yanlış belirlenmesine
C) Kültürel farklılıkların göz ardı edilmesine
D) Reklamın tek pazarlama yöntemi gibi düşünülmesine
E) Ürünün, değerinden pahalıya satılmasına